‘’Beach club‘’ın az sonra başlayacak ‘’happy hours‘’ etkinliğine nazır, denizden gelen suları dinlemeye çalışırken önce yazılarımı kitap yapma fikri, sonra eski sevgilime yazdığım mektupları yaktığım aklıma geldi…
Oradan başlamalıydım bu kitaba ama özet geçelim, şöyle ki; ilk erkek arkadaşım ile ömrümün altı yılı ayrıl-barış geçti, sonra klasik hikaye; her terk eden gibi geri dönen bir adam. 🙂
İş işten geçince dönülmez akşamın ufkunda olan tek kişi Yahya Kemal Beyatlı’ymış diyosun…
Yine de bu yazıları yazdıran tüm insanlara selam olsun…
Şimdi bununla başlayınca bir değişik oldu ama kitap
‘’aşk‘’a,
‘’aşık eden‘’e ya da
‘’aşık olan‘’a değil; bazen
‘’arkadaş‘’a,
‘’eş‘’e,
‘’dost‘’a; bazen
‘’aile‘’ye duyulan hislerin dile geldiği cümlelerimle dolu; aslında hikayem şöyle başladı…
Bir gece yorganım açıldığında üstümü örten babama ‘’anlatırken tut elimi, uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni.‘’ dedim, sonra babam kayboldu…
Elimde tuttuğum kalem ne kadar ağırsa ben o kadar güçlüymüşüm meğer; ‘’Babam Kayboldu.‘’ yazabildiğim gün anladım…
Sizlere de kendi yazılarımla ve yaşadığımız küçük hikayelerle bunların hepsini bahsedicem…
Benim tüm edebiyatım sana ‘’ilk aşkım‘’…
Şimdi kimilerinin kalbine kimilerinin hayatlarına beraber dokunacağız…
Umarım keyifle okursunuz, mini hikayeleri atlamayınız…
Hayatım Roman: “Babam Söylerdi.”
iyi seyirler efendim…
Temmuz/2019

